Saturday, 21 March 2026

 

PROCESSES AND MECHANISMS OF HUMAN EVOLUTION

 

Although general evolution (speciation) has two main parameters (dynamics)—variation and natural selection pressure—human evolution has three main parameters (dynamics).

 

These are: in addition to the shared parameters of variation and natural selection pressure, a skeletal transformation triggered (initiated) by bipedalism, which has lasted for seven million years and continues today. This third parameter is what makes humans different from other living beings (i.e., an intelligent being). This parameter has continued for seven million years in every hominin species, independent of variation and natural selection pressure. It continues in all hominins regardless of whether a population migrates toward the poles or the equator. It is this ongoing skeletal transformation that will lead this organism (the hominin) to become an intelligent being.

 

While populations dispersed across the world undergo geographic adaptation through natural selection pressure separately, this skeletal transformation initiated by bipedalism continues simultaneously in all hominin groups.

 

So how does this skeletal transformation lead to humans becoming intelligent beings?

 

If we define general evolution as qualitative transformations resulting from the accumulation of quantitative changes over long periods under natural selection pressure, then human evolution can be explained by adding the seven-million-year-long skeletal transformation to this process.

 

The skeletal transformation begins with the big toe and continues with the elongation of the leg bones, the pelvis taking on a bowl-like shape, the torso becoming upright, the rib cage becoming cylindrical, the skull taking on an arch-like (Roman arch) shape and enlarging, and the jaw becoming smaller, resulting in the formation of what is called the “chin” at the tip of the lower jaw. The upright posture of the body is necessitated by the requirement that the axis of body weight remains within the area of the soles of the feet. If you lean forward from your waist, beyond a certain angle you will fall, because your center of mass moves out of the area of your feet. This is a requirement of physical laws and the biomechanics of hominins. If a living being does not have an optimal locomotion (movement) mechanism, it cannot sustain its species.

 

When the upright posture reaches a certain level of quantitative accumulation, a qualitative transformation occurs, and the embryo in the womb flips and turns its head toward the mother’s diaphragm. I call this the “cognitive flip.” It is this cognitive flip that has led to the rounding and enlargement of the human skull.

 

Since I have proposed experiments related to this subject and presented them at universities around the world, I do not elaborate on this topic here.

 

When skull enlargement begins and reaches a certain volume (600–700 cc), this organism gains sufficient brain size and mental capacity, enabling it to develop language and control fire. Without a certain brain size and mental capacity, no living being can develop language or control fire. Since there was a sudden increase in brain size in Homo habilis, which lived two million years ago, I propose that this “cognitive flip” occurred around two million years ago.

 

In recent years, genetic material extracted from Neanderthal, Denisovan, and Floresiensis fossils has shown that we exchanged genes with these three groups (which I argue are not separate species). Later, proteins extracted from fossils of Australopithecus africanus, Homo rudolfensis, Homo habilis, and Homo erectus were studied, and it was concluded that, like the previously mentioned three hominins, they also exchanged genes with one another.

 

From this perspective, if we consider a model in which each preceding hominin is a thesis, the next is an antithesis, and the following one is a synthesis—from Sahelanthropus tchadensis, which stood upright seven million years ago, to Homo sapiens—we can think of all these hominins as transcending one another by incorporating each other, culminating in Homo sapiens. In other words, we did not exterminate Neanderthals; we surpassed them by incorporating them—we received DNA from them (about 4% of our DNA).

 

In summary, hominins are not entirely separate species; rather, through gene exchange (interbreeding) and by incorporating one another, they have continued to the present over approximately 280,000 generations.

 

İNSAN EVRİMİNİN SÜREÇ VE MEKANİZMALARI

Genel evrimin (türleşmenin) varyasyon ve doğal seçilim baskısı olarak iki ana parametresi, dinamiği olmasına rağmen insan evriminin üç ana parametresi (dinamiği) vardır.

Bunlar; varyasyon+doğal seçilim baskısı ortak parametrelerine ilaveten iki ayaklı olmanın tetiklediği (başlattığı) yedi milyon yıl süren ve günümüzde de devam eden iskelet değişikliğidir. İşte insanın diğer canlılardan farklı (akıllı canlı) olmasına neden olan bu üçüncü parametredir. Bu parametre varyasyon ve doğal seçilim baskısı parametrelerinden bağımsız olarak her insansı türünde yedi milyon yıldır devam etmektedir. Kutuplara giden bir insansı popülasyonunda (hominin) ve ekvatora giden bir insansı popülasyonunda da doğal seçilim baskısı ve varyasyon parametrelerinden bağımsız olarak bütün insansılarda devam etmektedir. Bu süregelen iskelet değişikliğidir ki bu canlıyı (hominin) akıllı canlı olmaya götürecektir.

Dünyanın her yerine dağılmış popülasyonları ayrı ayrı doğal seçilim baskısı ile coğrafi adaptasyona uğrarken aynı anda bütün hominin gruplarında iki ayaklılığın başlattığı bu iskelet değişikliği sürmektedir.

Ne oluyor da bu iskelet değişikliği insanın akıllı canlı olmasına sebep oluyor?

Genel evrimi, uzun zamanlara yayılı doğal seçilim baskısıyla oluşan nicel değişimlerin birikmesi sonucu meydana gelen nitel dönüşümler olarak tanımlarsak, insan evrimini de bunlara ilaveten yedi milyon yıl süren iskelet değişikliği ile açıklayabiliriz.

İskelet değişikliği, ayak başparmağından başlayıp bacak kemiklerinin uzaması, pelvisin leğen şeklini alması, gövdenin dikleşmesi, göğüs kafesinin silindirikleşmesi, kafatasının Roma kemeri şeklini alıp büyümesi, çene küçülmesi sonucu alt çenemizin ucunda oluşan türkçede adı olmayan chin oluşmasına kadar devam etmektedir. Gövde dikleşmesine ağırlık aksının ayak taban alanları içinde kalma zorunluluğu neden olmaktadır. Belinizden öne doğru eğilirseniz, belli bir eğimden sonra düşersiniz. Çünkü ağırlık aksınız ayak taban alanları dışına çıkar. Bu fizik yasaları ve insansının biyomekaniği gereğidir. Bir canlının optimal bir lokomosyon (yer değiştirme) mekanizması olmazsa, o canlı türünü sürdüremez.

Gövde dikleşmesi belirli bir nicel birikime geldiğinde bir nitel dönüşüm olur ve rahimdeki embriyo takla atarak kafasını annenin diyaframına doğru çevirir. Ben buna “Akıl Taklası” diyorum. Bu akıl taklasıdır ki, insan kafatasının yuvarlaklaşmasına ve büyümesine neden olmuştur.

Bu konuyla ilgili deney önerdiğim  ve bu önerimi Dünya üniversitelerinde sunduğum için bu konuyu burada işlemiyorum.

Kafatası büyümesi başlayıp belirli bir hacme (600-700 cc) geldiğinde bu canlı yeterli beyin büyümesi ve zihinsel kapasiteye sahip olunca dili de geliştiriyor, ateşi de kontrol ediyor. Çünkü belirli bir beyin büyüklüğü ve zihin kapasitesi olmadan hiçbir canlı dil de geliştiremez, ateşi de kontrol edemez. İki milyon yıl önce yaşayan Homo habiliste ani bir beyin büyümesi olduğu için akıl taklasının iki milyon yıl önce atıldığını öneriyorum.

Son yıllarda neandertal, denisovan ve floresiensis fosillerinden gen alınınca bu üç türle (ki ben bunların ayrı tür olmadığını söylüyorum) gen alışverişimiz olduğu ortaya çıkmıştır. Daha sonra Australopithecus africanus, Homo rudelfensis, Homo habilis ve Homon erectus fosillerinden protein alındığı, bu proteinler üzerinde yapılan araştırmalar sonucu aynı yukarıda söylediğimiz üç hominin gibi bunlarında birbirleriyle gen alışverişi olduğu sonucuna varılmıştır. Buradan hareketle yedi milyo yıl önce ayağa kalkan Sahelanthropus tchadensis ten Homo sapiense kadar bir önceki hominin tez bir sonraki hominin antitez ve bundan sonrakinin de sentez  olduğu modeliyle düşünürsek, bütün bu homininlerin birbirini içererek aşıp Homo sapiense geldiğini düşünebiliriz. Yani Neandertalleri öldürüp türünü yok etmedik. Onları içererek aştık, DNA aldık (%4 DNA mız onlardan).

Özet olarak homininler ayrı türler değil, birbirinden gen alarak (çiftleşerek), birbirini içererek 280.000 nesil boyunca günümüze kadar gelmişlerdir.

 

PROCESSES AND MECHANISMS OF EVOLUTION

 

MAIN PARAMETERS OF EVOLUTION

 

Darwin described evolution as “evolution by natural selection.” However, the two main parameters of evolution are variation and natural selection pressure. Since DNA was not known in Darwin’s time, he made such a definition. In fact, variation and natural selection pressure work together to enable evolution, that is, speciation.

 

How does this mechanism work?

 

As a result of a change in the habitat of a population of living organisms, for example, due to drought on one of the Galápagos Islands, the finches living there are forced to crack hard seeds. As a result, their beaks become thicker and change shape to break these hard seeds. When drought begins on the island, natural selection pressure favors the formation of thicker beaks. At the same time, within the population on the island, newborn individuals whose genetic sequences (genomes) are predisposed to having thicker beaks are advantageous and therefore selected by natural selection. Gradually, the gene frequencies of these variations within the population begin to increase. In other words, 70% of the population comes to have a genetic structure suitable for thick beaks. This continues to increase over time.

 

This process of developing thicker beaks accumulates small changes over a long period. When this accumulation of quantitative changes reaches a certain level, a qualitative transformation occurs, and the thick-beaked finches no longer interbreed with the thin-beaked finches. In other words, speciation occurs. Evolution already means the transformation of one living organism into another, the formation of a new species—that is, speciation.

 

In summary, there are two main parameters of evolution: natural selection pressure and variations with genomes predisposed to this selection pressure. Unless these two dynamics work together, speciation—that is, evolution—does not occur. As long as these two dynamics work together, speciation occurs and a new species emerges. This is what we call evolution.

 

EVRİMİN SÜREÇ VE MEKANİZMALARI

 

EVRİMİN ANA PARAMETRELERİ

Darwin, evrimi “evolution by natural selection” yani doğal seçilim yoluyla evrim olarak tarif etmiştir. Halbuki evrimin iki ana parametresi, varyasyon ve doğal seçilim baskısıdır. Darwin döneminde DNA bilinmediği için Darwin böyle bir tanımlama yapmıştır. Aslında varyasyon ve doğal seçilim baskısı birlikte çalışarak evrimleşmeyi yani türleşmeyi sağlarlar.

Bu mekanizma nasıl çalışır;

Bir canlı topluluğunda (popülasyonunda) yaşam alanında oluşan bir değişiklik sonucu, örneğin Galapagos adalarının birinde kuraklık nedeniyle orada yaşayan ispinozların sert çekirdekleri kırmak zorunda kalması sonucu gagaları kütleşiyor yani gagaları bu sert çekirdekleri kırmak üzere şekil değiştiriyor ve ona göre oluşuyor. Bu adada kuraklık başlayınca doğal seçilim baskısı küt gagalar oluşması doğrultusunda oluyor. Aynı zamanda adada bulunan popülasyonun içinde yeni doğanların gen dizilimleri (genomları) küt gagalılığa yatkın olanlar avantajlı oldukları için doğal seçilim tarafından seçiliyorlar. Giderek topluluğun içindeki bu varyasyonların gen frekansları çoğalmaya başlıyor. Yani topluluğun %70 i küt gagaya uygun gen yapısına sahip oluyor. Bu giderek çoğalıyor. Bu küt gagalı olma süreci gagalarda uzun zamana yayılı küçük değişimleri biriktiriyor. Bu nicel değişim birikimi belirli bir düzeye geldiğinde bir nitel dönüşüm oluyor ve artık küt gagalı ispinozlar ince gagalı ispinozlarla çiftleşmemeye başlıyor. Yani türleşme oluyor. Evrim zaten bir canlının başka bir canlıya dönüşmesi, yeni bir tür oluşumu, türleşmesi demektir.

Özet olarak evrimin iki ana parametresi var. Birisi doğal seçilim baskısı diğeri bu seçilim baskısına yatkın genomlu varyasyonlar. Bu iki dinamik birlikte çalışmadığı sürece türleşme yani evrim olmaz. Bu iki dinamik birlikte çalıştığı sürece türleşme olur ve yeni bir tür oluşur. Buna da evrim deriz.

                                                                                                        Oktay Kaynak

                                                                                                         Evrim Kuramcı