İNSAN EVRİMİNİN SÜREÇ VE
MEKANİZMALARI
Genel
evrimin (türleşmenin) varyasyon ve doğal seçilim baskısı olarak iki ana
parametresi, dinamiği olmasına rağmen insan evriminin üç ana parametresi (dinamiği)
vardır.
Bunlar;
varyasyon+doğal seçilim baskısı ortak parametrelerine ilaveten iki ayaklı
olmanın tetiklediği (başlattığı) yedi milyon yıl süren ve günümüzde de devam
eden iskelet değişikliğidir. İşte insanın diğer canlılardan farklı (akıllı
canlı) olmasına neden olan bu üçüncü parametredir. Bu parametre varyasyon ve
doğal seçilim baskısı parametrelerinden bağımsız olarak her insansı türünde
yedi milyon yıldır devam etmektedir. Kutuplara giden bir insansı popülasyonunda
(hominin) ve ekvatora giden bir insansı popülasyonunda da doğal seçilim baskısı
ve varyasyon parametrelerinden bağımsız olarak bütün insansılarda devam
etmektedir. Bu süregelen iskelet değişikliğidir ki bu canlıyı (hominin) akıllı
canlı olmaya götürecektir.
Dünyanın
her yerine dağılmış popülasyonları ayrı ayrı doğal seçilim baskısı ile coğrafi adaptasyona
uğrarken aynı anda bütün hominin gruplarında iki ayaklılığın başlattığı bu iskelet
değişikliği sürmektedir.
Ne oluyor da bu iskelet
değişikliği insanın akıllı canlı olmasına sebep oluyor?
Genel
evrimi, uzun zamanlara yayılı doğal seçilim baskısıyla oluşan nicel
değişimlerin birikmesi sonucu meydana gelen nitel dönüşümler olarak tanımlarsak,
insan evrimini de bunlara ilaveten yedi milyon yıl süren iskelet değişikliği ile
açıklayabiliriz.
İskelet
değişikliği, ayak başparmağından başlayıp bacak kemiklerinin uzaması, pelvisin
leğen şeklini alması, gövdenin dikleşmesi, göğüs kafesinin silindirikleşmesi,
kafatasının Roma kemeri şeklini alıp büyümesi, çene küçülmesi sonucu alt
çenemizin ucunda oluşan türkçede adı olmayan chin oluşmasına kadar devam
etmektedir. Gövde dikleşmesine ağırlık aksının ayak taban alanları içinde kalma
zorunluluğu neden olmaktadır. Belinizden öne doğru eğilirseniz, belli bir
eğimden sonra düşersiniz. Çünkü ağırlık aksınız ayak taban alanları dışına
çıkar. Bu fizik yasaları ve insansının biyomekaniği gereğidir. Bir canlının
optimal bir lokomosyon (yer değiştirme) mekanizması olmazsa, o canlı türünü
sürdüremez.
Gövde
dikleşmesi belirli bir nicel birikime geldiğinde bir nitel dönüşüm olur ve
rahimdeki embriyo takla atarak kafasını annenin diyaframına doğru çevirir. Ben
buna “Akıl Taklası” diyorum. Bu akıl taklasıdır ki, insan kafatasının
yuvarlaklaşmasına ve büyümesine neden olmuştur.
Bu
konuyla ilgili deney önerdiğim ve bu
önerimi Dünya üniversitelerinde sunduğum için bu konuyu burada işlemiyorum.
Kafatası
büyümesi başlayıp belirli bir hacme (600-700 cc) geldiğinde bu canlı yeterli
beyin büyümesi ve zihinsel kapasiteye sahip olunca dili de geliştiriyor, ateşi
de kontrol ediyor. Çünkü belirli bir beyin büyüklüğü ve zihin kapasitesi
olmadan hiçbir canlı dil de geliştiremez, ateşi de kontrol edemez. İki milyon
yıl önce yaşayan Homo habiliste ani bir beyin büyümesi olduğu için akıl
taklasının iki milyon yıl önce atıldığını öneriyorum.
Son
yıllarda neandertal, denisovan ve floresiensis fosillerinden gen alınınca bu üç
türle (ki ben bunların ayrı tür olmadığını söylüyorum) gen alışverişimiz olduğu
ortaya çıkmıştır. Daha sonra Australopithecus africanus, Homo rudelfensis, Homo
habilis ve Homon erectus fosillerinden protein alındığı, bu proteinler üzerinde
yapılan araştırmalar sonucu aynı yukarıda söylediğimiz üç hominin gibi
bunlarında birbirleriyle gen alışverişi olduğu sonucuna varılmıştır. Buradan
hareketle yedi milyo yıl önce ayağa kalkan Sahelanthropus tchadensis ten Homo
sapiense kadar bir önceki hominin tez bir sonraki hominin antitez ve bundan
sonrakinin de sentez olduğu modeliyle
düşünürsek, bütün bu homininlerin birbirini içererek aşıp Homo sapiense
geldiğini düşünebiliriz. Yani Neandertalleri öldürüp türünü yok etmedik. Onları
içererek aştık, DNA aldık (%4 DNA mız onlardan).
Özet
olarak homininler ayrı türler değil, birbirinden gen alarak (çiftleşerek),
birbirini içererek 280.000 nesil boyunca günümüze kadar gelmişlerdir.
No comments:
Post a Comment