TÜRLER ARASI EMBRİYO
TRANSFERİ TEORİSİNİN DOĞUŞU
Çok
sevdiğim Amerikalı filozof-bilim adamı Daniel C. Dennett’in bir felsefe tanımı
vardır; “Felsefe doğru soruyu buluncaya kadar yapılan zihinsel ve entelektüel
faaliyetlerin tümüdür.” Bilim de bu doğru soruya yanıt aramak için yapılan
faaliyetlerin tümüdür. Bu tanım benim için de geçerlidir ve benim bilim yolculuğumda
1974 yılında bir soruyla başladı; bir memeli embriyosu bir başka türün rahminde
oluşur, gelişir ve doğar mı? Bu soruyu sorduktan sonra bir deney modeli aradım.
Bir keçi embriyosunu koyun rahmine koyup deneyebilecek şartlara sahip
olmadığımdan bu deneye dayanak olabilecek bir proxy deney dizayn ettim. Bu
deney bir memeli embriyosunun başka bir
tür memeli rahmine yerleştirilmesi gibi olacaktı. Döllenmiş yumurtayı bir
fincanın içine kırıp kabuğunu attım. Sonra bu fincanı oluşturduğum kuluçka
ortamına yerleştirdim. Ve kabuğu dışında yumurtadan civciv elde ettim.
Buradan
hareketle türler arası embriyo transferi hipotezime güvenim arttı. Nitekim daha
sonra 1983 yılında Almanya’da bir veterinerlik enstitüsü cüce afrika keçisinin
embriyosunu koyun rahmine implante etti ve doğum sağladı. Bu iki deney sonucunda
benim iki hipotezim de teori haline geldi.
Türler
arası embriyo transferi ve kabuksuz yumurtadan civciv çıkar hipotezlerim teori
haline gelince, bir soru daha sordum; peki bir saf bir şempanze embriyosu insan
rahmine implante edilirse ne olur? Bu soruya yanıt ararken yaptığım
araştırmalar sonucu insanın iki ayaklı olduğu için değil , düşey gövdeli olduğu
için akıllı canlı olduğu ( kafatası dolayısıyla beyin büyüdü) sonucuna vardım.
Bu tezlerimden İnsanın Kökeni kitabımda ve makalelerimde ayrıntılı olarak
bahsettiğim için burada açma gereği duymuyorum.
Sonuç
olarak; ‘türler arası embriyo transferi’ teorisini, ‘kabuksuz yumurtadan civciv
çıkar’ teorisini ve ‘bir şempanze embriyosu insan rahmine inplante edilirse
kafatası yuvarlaklaşır ve hacmi büyür’ hipotezini bilim dünyasına kazandırdım.
No comments:
Post a Comment